|
HÜRRİYET GAZETESİ
07.03.2006
Tarikat liderlerine iftar yanlış dedik dinlemedi
28 Şubat
sürecinde Refah Partisi'nden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan 14
yıl da Hak-İş Genel Başkanlığı yapan Necati Çelik, Sinemis
Yayınları'ndan çıkan ‘28 Şubat ve İrtica Tehdidi’ kitabında dönemin
Başbakanı Erbakan ve Yardımcısı Tansu Çiller'i sert biçimde eleştirdi.
Çelik,
Başbakanlık’ta tarikat liderlerine verilen iftar yemeğinin de,
Kaddafi'nin sözlerine tepki gösterilmemesinin de büyük bir hata olduğunu
söyledi.
Dönemin
Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ı
hapishanede ziyaret etmesinin büyük bir yanlış olduğunu da belirten
Çelik, Başkan Yıldız'ın düzenlediği Kudüs Gecesi'nin sorumluluğunun da
aslında parti yönetiminde olduğunu iddia etti.
Hükümetiz, ama Başbakanlık konutu kullanılmıyor. Başbakanlık konutunun
bir şekilde kullanılması lazım. Büyük bir imkán orası. Neden
kullanmıyorsunuz Hocam dedik. Dedi ki, işte oraya Türkiye'nin
alimlerini, tarikat önderlerini, cemaat önderlerini toplayacağız; bir
yemek yiyeceğiz, dua edeceğiz, ondan sonra kullanmaya başlayacağız. Onun
üzerine konuya muttali olduk. Bunun üzerine; ‘Sakın böyle bir şey
yapmayın, yanlış olur. Türkiye şartlarını bırakın, ortağınız bile buna
tepki gösterir’ dedik (...) Eksik olmasın, orda yapılan yanlış olur
tesbitlerini dikkate aldı ve peki dedi. Ama bizim yanımızda Ankara
Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan'ı çağırdı ve sen böyle bir
davet olursa kimleri çağırabiliriz bir liste yap dedi.
Başörtüsü konusunda susmamızı önerdiler
Özellikle ANAP'taki dostlarımız ve bizzat Sayın Mesut Yılmaz
tarafından bize uyarılar yapılmıştır. Bana yapılmıştır. Yanlış
hatırlamıyorsam Sayın Cemil Çiçek'e ve Sayın Ali Coşkun'a
Mesut Bey başbakanken susmamız konusunda uyarılarda bulunmuştu:
‘‘Aman ne olur partinizin yanlış yapmasına
fırsat vermeyin, aksi halde partinize vaki bir faaliyet, siyasetin
bütününü kapsar. Bütünüyle siyasi alanı daraltır. Sizinle sınırlı
kalmaz, size yapılacak muamele hepimizi kapsar, ne olursunuz buna engel
olun.’’
DYP’liler yasağı kaldırmayı reddetti
54.
hükümet olarak biz başörtüsü yasağını kaldıran bir kanun tasarısı
hazırladık. RP'li bakanlar olarak da imzaladık. Ama DYP'li bakanların
hiçbirine imzalatamadığımız için geri çektik. Hazırlanmamış kabul ettik
ve hiçbir yerde bunu ifade etmedik, hükümetin selameti bakımından
sıkıntı yaşanmasın diye.
Kaddafi’nin sözlerine müdahale edilmeliydi
Kaddafi,
hezeyanlarını peşi sıra sıralamaya başlayınca, derhal müdahale
edilmeliydi ve böyle bir konuşmanın muhatabı olunamayacağı kendisine
kararlılıkla ifade edilmeliydi. Belki siyasi nezaketten, belki de
Erbakan Hoca'nın beyefendiliğinden Kaddafi yararlanmıştır.
Belki Erbakan Hoca'nın dindar kişiliği, dünya çapında
yapılmış din eksenli organizasyonların birer üyeleri olmaları veya o
organizasyonları birlikte planlamış olmaları, birlikte katılmaları gibi
birçok etken belki Erbakan Hoca'nın sabretmesine sebep olmuştur.
Ama dediğim gibi, gerekçesi ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti devleti
adına o ziyarette, o hezeyanların dinlenmemesi gerekirdi.
Çiller’in aklandığı oylamaya Şevki Yılmaz katılmadı
Şevki
Yılmaz, Tansu Hanım'ın
aklandığı oylamaya bilerek katılmadı ve bu vesileyle ben kendisiyle
konuştum. O da, bu oylamaya katılıp dosyaların reddi yönünde oy
kullanmayı nefsime sindiremiyorum, dedi. İçimizde bir tek o Tansu
Hanım'ın lehinde oy kullanmadı. Bizler gönül huzuruyla Tansu
Hanım'ın aklanması lehinde oy kullanmış değiliz. Hepimiz verdiğimiz
oylardan dolayı rahatsızlık duyduk.
Demokrasiyi inanarak savundum, dert oldu
Erbakan
Hoca
ve ekibinin demokrasi ve cumhuriyete karşı oldukları
suçlaması 30 yıldır yapılıyor (...) Demokrasiyi inanarak savunmalıyız.
Demokrasiyi balkonda savunup içeride nereden çıktı bu Yunan felsefesi
dememeliyiz dediğim için, eğitim listesinden çıkartıldım.
Özbek
Paşa’ya direnilmedi
Osman
Özbek Paşa'nın
beyanları karşısında hükümet kararlı olsaydı, 28 Şubat hareketi
yürütülemezdi. Toplum bütünüyle hükümetin yanında yer alırdı.
Tayyip
Erdoğan bir fırsattır
Tayyip
Erdoğan'a
siyaset yasağı geldiği zaman parti içindeki çekirdek kadroda yer
alanların sevindiklerini görmedim. Ama Tayyip Bey'in önünün
kesilmiş olması, bu hareketin derinini teşkil eden zevatı çok da
rahatsız etmedi (...) Aklı başında hiçbir Müslümanın demokrasiyle ve
laiklikle bir problemİnin olamayacağını tam bir kararlılıkla ifade
ediyorum. Bu tesbit ve değerlendirme aydınımız, bürokrasi ve medya
tarafından da yine tam bir kararlılıkla desteklenmelidir. Ülkemizin
çıkışı buradadır. Ve Sayın Tayyip Erdoğan'la yakalanan bu fırsat
iyi değerlendirilmelidir.
İlk
işareti Hürriyet’te vermişti
NECATİ
Çelik, yayınlanan kitabının ilk işaretini 11 Şubat 2002
tarihli Hürriyet'teki demeciyle vermişti. Çelik, Erbakan ve ekibini
suçlarken, ‘‘Bu zevatın Türkiye'ye verdiği zararın boyutunu ölçmek
mümkün değil’’ demişti.
|