|
Bedri
Rahmi Eyüboğlu, İstanbul’u anlatan bir şiirini “ey benim dev memesinde
cüceler emziren acayip memleketim” diye bitirir. Eski Milletvekili Emre
Kocaoğlu, Bedri Rahmi’nin bu mısraını kitabına isim yapmış. Aynı mısraı
kullanarak Türkiye’deki iç siyaseti şöyle tanımlıyor:
“Türkiye’de her şey var. Un var, şeker var, yağ var. Hattâ helvayı
yapacak usta da var. Ama siyaset adlı mutfağa ustaların yerine
yiyicileri sokmuşlar. Ustalar dışarıda, yiyiciler kazanın başında. Tabii
helva melva olmuyor sonuçta. Kahredici bir “devletçi ekonomi”yle
kahredici bir “devletçi devlet”in örs ve çekici arasında millet paspas
gibi eziliyor. Devletçilik bataklığı yoksulluk, yolsuzluk,
demokrasisizlik gibi canavarlar üretiyor. Bunlar da milletimizin kanını
emiyor. Bizler ise hiçbir şey yapamadan sadece seyrediyor ve mırıl mırıl
şikâyetle yetiniyoruz. Çünkü ülkemizin dev memesini cüceler basmış!”
Emre
Kocaoğlu uzun sendikacılık ve politikacılık yaşamında yurt içinde ve
dışında çeşitli görevler yapmış. 1999-2002 yılları arasında, yani 21.
Dönem’de İstanbul Milletvekili olarak TBMM’de bulunmuş. TBMM İnsan
Hakları Komisyonu Başkanvekili, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
Sözcüsü, AB Anayasasını hazırlayan Brüksel’deki Avrupa Konvansiyonunda
Parlamenter üye olmuş. 3 Kasım 2002 erken seçimlerinde halk o dönemin
partilerini siyaseten linç edince siyasetin dışında kalmış. Ama halka
kızmamış, oturup bu hezimetin sebeplerini düşünmüş. Bu arada “Neden ülke
bir türlü kalkınamıyor, neden bu kadar yoksulluk ve işsizlik var, neden
bu kadar çok yolsuzluk oluyor, neden siyaset işlemiyor, neden
istediğimiz demokrasiye kavuşamıyoruz, neden halkı mutlu edemiyoruz?”
diye sormuş kendi kendine. Vardığı çarpıcı sonuçları kitaplaştırmış.
Bunu “kendisine Atatürk’ün Meclisinde oturmak şerefini bahşeden Türk
halkına karşı minnet borcu” olarak niteliyor.
Kocaoğlu
bu kitabında ülkenin siyasi sorunlarını ve çözüm yollarını çok aykırı
bir perspektifle ele alıyor. Doğru bildiklerini alışılmamış bir
cesaretle ve alışılmamış bir açıklıkla anlatıyor. Kendisi de bunu
farkında. Bakınız ne diyor:
“Kitapta
tek bir konudan değil, çok sayıda ve farklı konulardan bahsediyorum. Ve
çoğunda aykırılık ediyorum. Alışılmış düşünce kalıplarını eleştiriyorum,
yerleşmiş çıkarları rahatsız ediyorum, ezberleri bozmaya çalışıyorum.
Biliyorum ki herkes bu kitapta kızacak bir şey bulacaktır.
Ve yine
biliyorum ki, insanlar bir kitapta sevdikleri yerleri hemen unutur,
kızdıkları yerleri ise hep hatırlarlar ve yazara ateş püskürürler.
Böyle
bir riskle karşı karşıya olduğumun farkındayım. Ama ya hiç yazmayacaktım
veya yazdıklarımda samimi olacaktım. Ben ikincisini tercih ettim. Bu
risk de galiba bu tercihimin bedeli.
Ne yapalım,
kusurlarım varsa affola.” |