|
Elinizin altındaki bu
kitap, Adorno’nun “ düşünmek özdeşleştirmektir” sözüne uygun olarak
‘Psikiyatri Bilimi’ tahsil etmiş, araştırmalarını toplumla paylaşan Dr.
Yalçın Güzelhan’ın ürettiği “İçimizdeki İnsan”ın modellerini ortaya
koyan makalelerden oluşmuş güzel bir eserdir.
İçimizdeki insan,
lider de olabilir, devlet yöneticisi de, sosyal grup önderi de, siyasi
parti başkanı da. Sosyal hayatta, siyasette, dünyada neleri, nasıl
görmemiz gerektiğine dair ince ve akılcı tezler ileri süren bu eser
bütün gençlerimizin zevkle okuyabileceği bir başvuru kitabı
niteliğindedir.
Gençliğimizde
uyuşturucu kullanımı gittikçe artmıyor mu?
Gençliğin sağlıklı
yetişmesine gereken özen gösteriliyor mu?
Kan –Gözyaşı ve Korku
süren küresel güçlere karşı dünya ülkeleri ve ülkemiz hangi önlemleri
alıyor?
Gittikçe çoğalan, alıp
başını dağlara çıkmak isteyen, toplum içinde yaşamaktan korkan “yalnız
insanlara” kim nasıl yardım edebilir?
Doyuma ulaşmış azgın
insanlar, artık neden kazandıklarına bir daha kazanmayı düşünmüyorlar
da, rakiplerinin kaybettikleri anı bekleyip karınca gibi üzerlerine
gidiyorlar?
Siyasetçiler neden
küfrederek konuşuyorlar, neden insanlarımıza tepeden bakıyorlar, neden
dillerine hakim olamıyorlar?
İnsanlarımızın çoğu
farklılıklara dayanamadığı gibi, “kendi başına farklı bir dünya olup”
sosyal gruplaşmaların başını çekme ihtiyacı duyuyorlar?
Teknolojide ve
bilişimdeki gelişmeler neden insan duygusallığı problemini çözemiyor?
Gelişmekte olan
ülkelerde her nedense neden asıl “insan ruhu köleleştirilmek veya
öldürülmek “ isteniyor?
Engelli olan
insanlarımıza karşı gerçek davranışlarımızı ne devlet olarak, ne de
insanlık olarak gösterebiliyor muyuz? Onları ‘öteki’ olarak algılayan
düşüncelerden ne zaman arınacağız?
Kutsal davaya olan
inançları saygıyı, tüyü bitmemiş yetimlerin haklarıyla birlikte alıp
gittiklerine şahit olunan günümüzde bu türlü yöneticilerden ne zaman
kurtulacağız?
Devlet kurumlarının,
askerimizin, polisimizin, yargımızın ve basınımızın gittikçe pasifize
edilmek istenildiği bir çağda hangi yöntemlerle doğru ve ilkeli
düşüncelere ulaşacağız?
“Sosyal AIDS” gibi
ülkemizi içten kemiren, sosyal dokumuzu alt üst eden olaylara nasıl
bakacağız?
Silaha para ayıran
ülkelerin dünya çocuklarının eğitimlerine neden para ayırmadıklarını
nasıl sorgulayacağız?
AB ülkeleri içinde
kültürel yapısı, inançları, yaşam tarzı, değer yargıları farklı olan
Türkiye Avrupa’da nasıl hazmedilecek, sürekli baskı ve güç altına
alınmak istenen dil ve kültürümüzü nasıl sağlıklı halde tutabileceğiz?
İşte bu eserde bu
sorulara cevaplar bulacak ve kitabı baştan sona kadar keyifle
okuyabileceksiniz. Her makalelerden bir ders, bir tez, bir görüş
çıkaracak ve bu görüşleri ümit ederim ki uygulamaya çalışırsınız.
Artık millet ‘hak,
hukuk, barış ve demokrasi ‘ yalan ve masallarına inanmak istemiyor,
“Güçlü olanın Hukuku” nun ‘haklı’ olduğuna inanıyor. Çünkü bütün dünyada
yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizlere ‘bu doğruluğu’ açıkça
gösteriyor.
“Rica etmeyi emir,
uyarıları baskı, sorumluluğu ise bir yük“ olarak gören, olumsuz
algılamalara yatkın bir toplum anlayışıyla karşı karşıya kaldığımız
günümüzde “milli duruşu” ön plana çıkarmaya çalışan ve özellikle sosyal
olayların arka planındaki “insan rolünü” her yönüyle ele alan bu eserin
birçok sorunumuza çare olacağından kuşkum yok..
Özellikle takıntılı,
benmerkezci, her yaklaşıma şüpheyle bakan, sürekli pohpohlanmak isteyen,
her olaya empatiyle yaklaşamayan, kendi benliğini aşamamış, her olaya
eleştirel gözle bakan, sürekli onaylanmak isteyen “bebe ruhlu”
insanların yarattığı sorunları çözmek için okuyalım bu kitabı... |